Ömer Seyfettin Perili Köşk Hikayesi Kısa Özeti

Hikayemizin Kahramanı Sermet Bey altı kişilik ailesi ile birlikte kalabilecekleri bir ev aramaktadır. Ev bakınırken tam istediği gibi bir yere rastlar. Burası ailesi ile rahatça yaşayacağı bahçesi olan bir köşktür.
Perili Köşk Kitap Kapak
Perili Köşk Kısa Özeti
Yanında bulunan Bekçi ye köşkü beğendiğini söyler ama bekçi o köşkün Perili olduğunu kimsenin orada oturmak istemediğini söyler. Kahramanımız bu duruma güler bekçiye kendisini evin sahibinin yanına götürmesini ister. Sermet Bey ev sahibi Hacı Niyazi Efendiden evin anahtarı alır, evi içini gezer ve beğenir. Ev sahibi Hacı Niyazi Efendi evi hakkında Perili olduğuna yönelik laflar bulunduğunu bunlara inanmasını söyler zaten Sermet Bey perilerin masallarda olduğuna inanmaktadır. Sermet Bey evin kirasının ne kadar olduğunu sorduğunda ev sahibi üç yıllık kirayı peşin istediğini söyler. Bu durum kahramanımızın kafasında soru işaretleri bırakır. Yine de kabul eder ve köşke taşınırlar.
Mahallelerinde bulunan herkes onların en fazla bir ay Perili Köşke dayanabileceklerini düşünmektedir. Ev halkı dışarıda konuşulanlardan dolayı tedirgin olmaktadırlar. Zamanla evde bulunanlar gariplik hissetmektedirler. Bir gün evin hizmetçisi Artemisya çığılık atarak elinde bulunan çay bardaklarını düşürmüştür. Sesi duyan Sermet Bey ve ev halkı koşarak Artemisya nın yanına gelirler ve camdan dışarıda beyaz bir şeyin oynadığını görür ve herkes o an şok geçirir. Sermet Bey tüm ev halkını sakinleştirir ve bu durumun bir telkin olduğunu söyler perilerin yalnızca masallarda olduğunu söyler.
Sermet Bey Periyi inanmamaktadır, bu durumu çözmeye kafaya koyar bir gün bahçede gizlenir. Beyaz Peri geldiği zaman üzerine çullanır ve onu yakalar. Kim olduğunu anlamak için yüzünü açar ve ev sahibi Hacı Niyazi Efendinin olduğunu görür. Sermet bey ev sahibinin herkese yaşattığı korku yüzünden çok sinirlenir ve bu durumu mahalleliye söylemeyeceğini ancak altı yıllık kirayı peşin aldığına dair kendisine bir kontrat imzalatır.


Ömer Seyfettin Kütük Hikayesi Kısa Özeti

Güzel bir betimleme ile başlayan Ömer Seyfettin in sevilen hikayelerinden kütük, savaşta kahramanlık, cesaret ve gücün yanında zekanın da ne kadar önemli olduğunu bize anlatıyor. Güzel bir ders vermeyi anlatan kütük başarılı bir hikayedir.

Ömer Seyfettin Üç Nasihat Hikayesi Kısa Özeti

Hikayemizin kahramanı Durmuş köyünde annesi ile yaşayan bir gençtir. Geçimini elinde bulunan öküzlerle tarlasını sürerek sağlamaktadır. Öküzleri ölünce iş yapamaz tarlasını süremez olur. Başka bir geliri de olmayan Durmuş İstanbul' a iş bulup para kazanmak için gitmeye karar verir.
üç nasihat ömer seyfettin

Ömer Seyfettin Üç Nasihat Kitap Özeti 
Durmuş, İstanbul' a geldiğinde arkadaşlarının kahvesine yerleşti burada yatıp kalkıyordu. Bir mesleği olmadığı için uzunca bir süre iş bulamadı. İstanbul da yaşayan köyünde gelen arkadaşları Durmuşa Edirnekapı da Müstakim Efendi diye birisinin uşak aradığını orada çalışabileceğini söyler. 
Kahramanımız İş Buluyor
Müstakim Efendi Durmuşa ona hizmetleri karşılığında yıllık bir kuruş ve bir nasihat vereceğini söyler. Bu teklif Durmuş' a pek mantıklı gelmez ve işi kabul etmez yalnız nasihat ı çok merak eder ve işe girer. 

Durmuş' a Öğütler
Bir yıllık çalışma sonunda Müstakim Efendi kahramanımızı yanına çağırdı bir kuruş ve "Yolunu izini bilmediğin yere gitme" der. Durmuşun canı çok sıkılır boş bir laf için bir sene çalışmıştı. Müstakim Efendi ona yine aynı teklifi yapar Durmuş teklifi kabul etmese de yine öğüt ü merak ettiği için yanında bir sene daha çalışmaya karar verir.
Bir sene çalışması sonucunda aldığı öğüt ise "Emanete hıyanetlik etme" oldu. tekrar gelen yeni bir öğüt teklifini de merakından yine kabul eder. Bir yıl sonun da son öğüt ise "Karını, kendin gitmediğin yere gece yatısına gönderme." olur.
Durmuş Memlekete Geri Dönüyor
Artık memlekete dönmeye karar vermiştir. Efendisi gitmeden ona Annesine götürmesi için iki tane ekmek verdi. Kahramanımız üç sene boşa çalıştığı için aptallığına doyamıyor arkadaşları da ona gülüyordu. Peş parasız olduğu için yayan dönecekti ama arkadaşları kendi aralarında para toplayarak ona da at kiraladılar. Düştüler memleketin yoluna. Tüm arkadaşları memlekete yanında paralar la dönüyor kahramanımızın cebinde üç lira dan başka bir şeyi yoktu.
Dönüş Yolunda Başına Gelenler
Bir müddet yol aldıktan sonra bir dere kenarına geldiler dereyi tam at ile geçecekti ki aklına efendisini verdiği öğüt geldi izini bilmediğin yere gitme öğüdü ve durdu tam o sırada ondan önce suya giren kişi bir anda boğulup kayıp olur bu durumu görünce ustasının öğüdü işime yaradı der ve bir yıllık emeğini ona helal eder. Daha sonra derenin başka bir yerinde geçmeyi başardılar.
Durmuş iyice yorulmuştu, çok acıktı sadece iki ekmeği vardı onu yiyecekti o sıra aklına öğüt geldi emanete hıyanet etme düşündü ve ekmeği yemedi. Bir müddet daha yol altıktan sonra eşkıyalar yolu kesti ve herkesi soydular. Durmuşun parası olmadığını boşa çalıştığını öğrenince ona da dayak attılar. Artık herkes beş parasız kalmıştı.
Durmuşu Bekleyen Süpriz
Kahramanımız annesinin yanına vardığında yaşadıklarını anlatır. İkisi de sefalet çekmişlerdi. İyice acıktılar ve Durmuş efendisinin verdiği ekmeği yiyelim bari diyerek, ekmeği böldü ve o sıra tüm altınlar yere döküldü şaşkınlığı geçtikten sonra ikinci öğüte uyduğu için sevindi eğer acıktığında ekmeği yese idi şimdi eşkıyalar tüm altınları alacaktı. Altınlarla çok zengin olup köyün ağası oldu. Artık sıra evlenme zamanıdır.
Durmuş Evleniyor
Ancak kimse ona kızını vermek istemez çünkü üçüncü nasihat a gelebilecek birini aramaktadır. sonunda ailesi olmayan yetim bir kız ile evlenir güzel bir düğün yapar. Yıllar geçer bir çocuğu olur. Bir gün kızın akrabaları kızı köyüne düğüne götürmeye gelir zaten yıllardır kız hiç köyüne gitmemiştir. Durmuş hiç razı olmaz aklından efendisinin verdiği öğüt çıkmıyordur. Ancak ısrarlara dayanamaz ve karısını köyüne bir geceliğine yollar ama içi hiç rahat değildir. Nasihat dan dolayı. 
Nasihati Uygulama Zamanı
Dayanamaz herkesten habersiz o da köye gider. Köyün delikanlıları tüm kızları izlemektedir. Onu kimse tanımaz bir kadın görür ve ona karısını göstererek kim olduğunu sorar. Kadın zalim bir adamın eşi olduğunu söyler. Durmuş kadına sana para veririm bu gece eşini göstererek onunla yatmasını sağlamasını ister kadın kabul edip gece ayarlayacağını söyler. Gece olur herkes evlere dağılır, kadın durmuşa eşinin bulunduğu evi gösterir ve içeri girmesini sağlar. Karanlıktan eşi durmuşu tanıyamaz ve bağırmaya başlar.
Durmuş bir koltuğa oturur eşi bağırmaktan bitkin düşer ve bayılır o esnada yatakta uyuyan çocuğunu alıp gider. Eşi Sabah herkes uyanınca çocuğun olmadığı görür. Akşam ki işi ayarlayan kadın ve akrabaları ağaya ne diyeceklerini düşünür ve gece yangın çıktığının yalanını bulurlar.

Ağanın yanına gelirler yalanı söylerler. Durmuş duruma güler çocuğu yanından koşarak annesine gider eşine dönerek o gece benimle birlikte olsa idin seni oracıkta öldürecektim der ve Efendisine üç yıllık tüm hakkını helal eder.


Arkadaşlar biraz kısa olamadı ama tamamını okumanızda tavsiye var güzel bir hikaye. 
Yorumlarınızı bekliyoruz.

Ömer Seyfettin Yüz Akı Kitap Kısa Özeti

Ömer Seyfettin in ders verici hikayelerinden birisi olan yüz akı öğrencilerimize okullarda ev ödevi özet çıkarılması istenmektedir.


Yüz Akı Kitap
Ömer Seyfettin Yüz Akı Konusu: İnsanlara geçmişte yaşadıkları olaylardan dolaya karşısına çıkan herkese ön yargıyla bakması kimseye güvenmemesi. 


Ömer Seyfettin Yüz Akı Ana Fikri: Kimseye güvenmeyip doğruyu söyleyen insanlara inanmama.

Ömer Seyfettin Yüz Akı Kitap Kısa Özeti: 
Öyküde Mehmet Efendi belirli bir mal varlığı olan birisidir. Kendi malını şimdiye kadar kime emanet bırakmışsa herkes ona hıyanet etmiş ya malını çalmış ya çar çur etmiş onu hep dolandırmıştır. Bu yaşadıklarından dolayı Mehmet Efendi kimseye güvenmemektedir hatta bin beş yüz adet koyunu olduğu onlardan sadece elli adet kalmıştır. Bir gün en yakın arkadaşı Müftü Efendi ile dertleşirken başına gelenleri anlatıp kimseye güvenin kalmadığını malını mülkünü emanet edecek bir adam bile bulamadığını, milletin üç kağıtçı düzenbaz olduğunu söylemiştir. Müftü efendi ise tanıdığı bir çobanın olduğu bu kişinin beş vakit namazında yalan söylemek nedir bilmeyen son derece güvenilir bir insan olduğunu söylemiş, anlattıkları Mehmet beyi baya etkiler ve adama ufakta olsa bir sempatisi oluşur bunun üzerine geriye kalan elli adet koyunun ona emanet etmek ister eğer çok doğru dürüst birisi ise tüm malını mülkünü de emanet edecektir. 
Müftü Efendi o çobanı çağır ve Mehmet Efendi ile tanıştırır. Çobana elindeki elli adet koyunun bir sene boynuca besleyip büyütmesi bakması için verir hizmetleri karşısında artan sürüdeki koyunların beşte birini sahip olacağını söyler.
Günler geçer aylar geçer bir gün Mehmet Efendi evde otururken çoban elinde bir kap kova yoğurt ve bir koyun postu ile gelir, Mehmet Efendi koyunlarının sayısının baya arttığını düşünür içten içe sevinir ancak öyle olmamıştır. Çoban anlatmaya başlar aldığı koyunların hepsinin kısır olduğu bu yüzden sayılarının hiç artmadığı belli bir süre içinde çoğunun hastalanarak öldüğü bir kısmını kurt yediği en sonunda elinde bir adet koyun kaldığı onunda sütünden yoğurt yaptığı getirirken de kayalıklardan düşüp öldüğü hemen oracıkta derisini yüzdüğünü söyler. Bunları duyan Mehmet Bey çok sinirlenir ve yoğurdu aldığı gibi çobanın kafasına geçirir. O sırda eve gelen Müftü Efendi Çobanın halini görür ve ne olduğunu sorar çobansa hesabını doğru veren yüzünün akıyla böyle çıkar der.

Beğenilerinizi veya düzeltilmesi gereken yerleri alt tarafa yorum yaparak bize bildire bilirsiniz.
Yorumlarınız için Teşekkürler ederiz.

Fon Sadriştayn'ın Karısı Hikaye Kısa Özeti

Ömer Seyfettin bu Fon Sadriştayn ın Karısı hikayesinde aile tutumu abartılı bir şekilde Türk ve Alman kadınları arasında farkı göstererek anlatmıştır.