Semerkant kitap kısa özeti

Kitapta dönemin büyük alimlerinden Ömer Hayyam'ın yazdığı Semerkant yazmasının hikayesi anlatılmaktadır. Dönemin Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah ve veziri Nizamülmülk' ün politikaları kendilerinden yüzyıllarca bahsettirmiş. Bu kitap sayesinde Alamut Kalesi'nin faaliyetleri hakkında da bilgi sahibi olmaktayız. Ayrıca 1900'lü yıllarda İran'ın yönetiminden ve demokrasiye geçme çabalarından bahsedilmektedir tabi kide İran'ın kültürü yaşayış biçiminden bilgi sahibi olup İran'ı yakından tanımaktayız.
semerkant kitap bilgi
Semerkant'a ayak basan Ömer Hayyam bir kişinin düşünceleri yüzünden meydanda cezalandırılıp dövülmesine karşı çıkar ve kadılık olur. Kadı hemen onu tanır o İbn'i Sina'nın en önemli öğrencilerinden Ömer Hayyam'dır. Hayyam'ın belli bir süre burada kalabileceğini belirtir. Kadıyla Hayyam gittikçe birbirleriyle daha yakın bir dost olmaktadır. Kadı onu dönemin hükümdarı Nasir Han'la buluşturur. Hayyam rubaileriyle hükümdarı etkiler ve orada bulunan Cihan adındaki şairden etkilenir ona karşı duygular beslemektedir zamanla aralarındaki duygu aşka dönüşür. 

Kadı elinde bir boş defterle gelir ve bu defteri Hayyam'a hediye eder. Bu deftere en güzel eserlerini yazmasını ister. Hayyam'da zamanla o defterin sayfalarını en güzel rubaileriyle doldurur.


 Alparslan Semerkant'a savaş açar ama savaş esnasında öldürülür. Bu sayede Nizamülmülk, Hayyam  ile tanışır ve ondan bir buluşma talep eder. Nizamülmülk ile buluşacağı zaman yaklaşınca Hayyam uzun bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında bir yerde konaklarken Hasan Sabbah adlı bir genç ile tanışır. Hasan Sabbah çok bilgili olması ile Hayyam'ı etkiler. Hayyam Nizamülmülk ile buluştuklarında, Nizamülmülk ona hafiyelik görevi teklif eder (yani istihbarat sağlayan kişi, gizli polis) ama Hayyam'ın bu teklifi reddeder ama bu görev için çok iyi olduğunu düşündüğü Hasan Sabbah'ı önerir. Hasan ile tanışan Nizamülmülk ondan etkilenir ve bu görevi ona verir. İlk başta her şey düzgün gider lakin belli bir süre sonra aralarında çatışma olur. Hasan vezirlik görevinde Nizamülmülk'ün değilde kendisinin olmasını gerektiğini düşünmektedir. Nizamülmülk'te ondan kurtulmak ister. Bu durum Melikşah'ı rahatsız eder ve Hasan Sabbah'ı ölümle cezalandırır lakin büyük bir bilgin Hayyam'ın itirazları ile Hasan'ın cezasını buradan sürülmesine çevirir. Hasan Sabbah faaliyetlerine devam eder lakin kaybeder hep. En sonunda Alamut'a gider ve buranın coğrafyasından ve kaleyi almanın ne kadar zor olacağının farkına varır. Kale komutanı ile görüşüp Alamut Kalesini satın alır ve tarih kara bir leke olarak geçecek Haşhaşi yada Assassins örgütünü kurur. Örgütte gönüllüler yetiştirilir. Bu gönüllüler çeşitli yerlere giderek, insanların toplu oldukları yerde suikast tarzı faaliyetler yapar bu örgüte katılmaları için insanları etkileyip intihar ederler. Bu faaliyetlerle insanlar akın akın Hasan Sabbah'a katılır. 


Nizamülmülk'ün hükümdardan habersiz iş yapması sonucu, Melikşah ona kızar ve sen kendini hükümdar mı zannediyorsun der. Nizamülmülk'de bunca yıldır anlamadın mı diyerek hükümdara karşı çıkar. Melikşah, Nizamülmülk'den kurtulması gerektiğinin farkına varır ve onu öldürmesi için Hasan Sabbah ile anlaşır. Öldürüleceği gün Nizamülmülk bir rüya gördüğünü ve Peygamber'in ona "sen daha çok yaşayacaksın merak etme hükümdarından 40 gün önce öleceksin" dediğini , Melikşah'a söyler. Melikşah bu söze şaşırır , kafası karışır lakin Nizamülmülk , Hasan Sabbah askerlerince öldürülür. Melikşah'ta tam bilinmemesine rağmen 35 gün civarı sonra ölür. 


Taht kavgası başlar ve bu durumda Hayyam da kalede öldürülmek ister lakin onu öldürmekle görevli asker Vartan bundan vazgeçip Hayyam ile birlikte kaçar. Hayyam ile sıkı dost olur. Hayyam ona rubailerini yazdığı defteri gösterir ve Vartan ile birlikte bu kitabı tamamlar.


Hasan Sabbah kalesinde bunalmakta ve bazı zamanlar hiç odasından çıkmadığı söylenmektedir. Hayyam'ın buraya getirmek ister onun dostluğuyla bu sıkıntının gideceğini düşünmektedir. Lakin Hayyam gelmez. Hasan Sabbah'ta bir gün askerleriyle Vartan'ı öldürtür ve Hayyam'ın yazmasını ele geçirir. Hayyam'ın eserinin gitmesiyle kendi yanına geleceğini düşünse de Hayyam gelmez. Zaman geçer Hayyam ve Hasan vefat eder. Alamut Kalesi'de Moğollar tarafından yıkılır kütüphanesi yakılır. Hayyam'ın rubailerine yazması da orada yandığı düşünülür.


Benjamin Omar , Fransız kökenli olup ailesinin Ömer Hayyam'a ilgisinden dolayı Ömer ismini almıştır kendiside Hayyam'a ilgi duymuş lakin ona ait bir eser olmamasından dolayı belli bir süre sonra bu ilgisi geçer. Bir gün bu yazmanın var olabileceğine dair bir haber alır ve İran'a doğru yollara düşer. O yazmayı almaya yaklaşmışken hükümdarı öldürmeye yardım etmek le şuçlanır ve İran'dan ayrılıp geri dönmek zorunda kalır. Tanıştığı Prenses Şirin'den İran'daki olayları haber alıp bu olayları Batı'da paylaşır. Belli bir süre geçtikten sonra artık tehlikenin bittiği ve Benjamin'in İran'a geri dönebileceği haberini verir. Benjamin İran'a vardığında , Hayyam'ın yazmasının Şirin'de olduğunu öğrenir. Sonunda yazmaya ulaşır. Tam  dokuz yüzyıl sonra eser tekrar ortaya çıkmış bulunmaktadır. Benjamin, Şirini Avrupa'ya götürmek için ikna eder veTitanic'e binerler. Bildiğimiz gibi Titanic batar ve Benjamin ve Şirin kurtulurlar lakin Hayyam'ın yazması sular altında kalır. Benjamin o kalabalıkta Şirin'i de kaybeder ve ondan bir daha haber alamaz.

3 yorum

Valla çok uzun olmuş

Cevap Yaz

sen kitabın kaç sayfa olduğunu biliyor musun

Cevap Yaz

Yorum Gönder