H.G. Wells Zaman Makinesi Kitabı Ana fikir ve Özet

19. yüzyılda bir bilim adamı, evinde konuk ettiği misafirlere zaman makinesini icat ettiğini söyler ve misafirlerin gözü önünde bir nesneyi kaybeder. Konuklar hayretler içinde izleyip olanlara anlam veremezler. Bir sihirbazlık numarası olduğunu düşünüp inanmazlar. Ama bilim adamı onlara makinenin asıl halini gösterir ve yakın zamanda bitirip deneyeceğini söyler. Bilim adamı evine misafirlerini yine davet eder. Misafirler eve gelmesine rağmen bilim adamı evde değildir. Uzun bir bekleyiş ardından bilim adamı korkunç şekilde, yaralanmış olarak eve gelir.
Misafirlerine hikayesini anlatmaya başlar. Zamanda yolculuk yapan bilim adamı 802 701 yılına gider. Burada ki hayat hayal ettiğinden uzaktır, yeryüzünde insan formundan uzak küçük sevimli çocuk gibi yaşayan ama karanlıktan korkan Eloiler ile tanışır. Onları ve geldiği yeri tanımaya o kadar çok yoğunlaşan bilim adamı zaman makinesinin yerinde olmadığını geç fark eder. Eloilerden makinesinin yerini öğrenmek için çaba sarf etse de bir türlü dillerini anlayıp onlara anlatamaz. Bu arayışında yerin derinliklerinde yaşayan karanlığa adapte olmuş, ışıktan korkan ve sadece karanlıkta yeryüzüne çıkan Morlocklar ile karşılaşır onların saldırısında yaktığı kibrit ateşi ile kurtulur.

H. G. Wells Zaman Makinesi Kitabı Kapak Resmi

Zaman makinesini bulamayan bilim adamı kara kara düşünürken, Weena adında bir Eloinin nehirde boğulmakta olduğunu görür ve onu kurtarır. Bu sayede onla arkadaş olan bilim adamı bütün günlerini onla geçirir. Zaman makinesini saklandığı yerden kurtarmak için malzeme ararken Morlockların saldırısına uğrarlar ve Weena'yı bu saldırıda kaybeder. Kendisi ise yakmış olduğu kibrit ile ormanın yanmış olması sayesinde kurtularak zaman makinesine binip misafirlerinin yanına döner. Zaman yolcusunun elindeki tek kanıt cebinde Weena' dan hatıra kalan çiçeklerdir. Anlatıcı dışında misafirler buna pek inanmazlar ama anlatıcı başka bir gün zaman yolcusunu ziyarete gider ve onu tekrar yolculuğa çıkmak üzereyken bulur. Bu sefer kanıtlarla döneceğini söyleyen zaman yolcusu, yolculuğa çıktıktan sonra yıllar geçse de geri dönmemiştir.

Uzun Ömer Hikayesinin Kısa Özeti Ömer Seyfettin Öyküleri

Ömer Seyfettin' nin bir çok hikayesi bulunmaktadır sitemizde. Bazı hikayeleri bir çok kez okumama rağmen ne maksatla yazıldığını anlayamamak tayım Uzun Ömer de bu hikayelerden bir tanesidir.

Ömer Seyfettin Uzun Ömer

Yeniçeri askerleri ormanlık geniş bir alanda çok yoğun bir şekilde düşmanla savaşmaktaydı ancak askerlerin isteksizlikleri her hallerinden anlaşılıyordu böyle giderse düşman tarafından bozguna uğrayacaklardı. Askerlerinin isteksiz olduğunu gören kumandan savaşı kazanmaları gerektiğini düşünüyor aksi halde kellesi gidecekti. Bu kumandan hayatı boyunca hesap kitap işleri ile uğraşmış, hayatında hiç kılıç kullanmamış hayat o ki kendisine vezirlik makamı verilince savaş alanlarına kumandanlık görevi verilmiş. Yaveri askerin cesaretlen meye ihtiyacı olduğunu onun için kendilerininde en önde hucum etmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de durum öyledir.  Komutan içinden ya savaşıp öleceğim yada savaşı kaybedip öleceğim diye düşündü, en azından bir kurşunla savaş meydanında şehit olurum diye düşündü. Atına bindi ve atını sürdü komutanın atak yaptığını gören askerlerde hucuma geçti, komutan savaş alanına kestirme olan ağaçlık alandan gitmeyi düşündü giderken bir de ne görsün yerde yatmış uzun boylu bir adam gördü ama uyuyordu. Bu yaptığının cezasını ölümdü komutan hemen hüküm vermek yerine bir dinleyeyim diye dedi askeri uyandırdılar ve sordu, Ömer isimli bu asker ben hep savaşlarda uyurum çünkü baktım ki geçler hep savaşlarda ölüyor benim yaşım seksene geldi benimle yaşıt kimse kalmadı diyerek cevap verdi. Tam bu esnada gelen birisi düşmanın bozguna uğradığını söyledi. Komutan bu haberi duyunca adamı bıraktı ve atıyla düşmanı kovalamaya başladılar.

Uzun Ömer Hikayesi

Gazap Üzümleri Kısa Özeti ve Konusu

Gazap Üzümleri Amerika da tarım işçisi olan göçmenlerin zorlu yaşamlarını ve hak arayışlarının anlatıldığı acıklı hikayelerle dolu John STEINBECK romanıdır. Colombiya Üniversitesi tarafından verilen Pulitzer Prize ödülünü 1940 yılında roman kategorisinde almıştır. 1947 yılında ödülün kategorisi kurgu olarak değiştirilmiştir. Okurken açlık ve sefaletin boyutlarını, gariban insanların nasıl hor görüldüğüne şahit olacaksınız.

Gazap Üzümleri Özeti

Tom Joad şartlı tahliye ile ceza evinden çıkarılmıştır. Ceza evinde kaldığı dört yılın ardından ailesinin yanına gitmek için köyüne geri döner. Ancak köyü Oklahoma da çiftçiler büyük sıkıntılar çekmektedir. Tarımda makineleşmenin artması, yaşanan verimsizliklere nedeniyle bir çok aile burayı terk etmiştir. Joad da ailesinin burayı terk ettiğini köyün eski papazı Cosy den öğrenmiştir. Cosy dine olan inancını tüketmiş birisidir. Joad, Cosy ile birlikte amcasının çiftliğinde bulunan ailesinin yanına giderler ancak onlarında durumu içler acısıdır. Diğer tüm köylüler gibi onlarda Californya ya gitme kararı almışlardır. Açlığın ve işsizliğin hüküm sürdüğü bu topraklarda artık yaşamaları çok zordur. Joad ailesinin bu kararını ilk başlarda istemese de annesinin ısrarı üzerine kabul eder ancak, bu yolculuk onun için şartlı tahliye kurallarını bozmak demek olacaktır. Bu durumu ailesinden saklar ve ellerin avuçlarında ne varsa satıp eski bir kamyonet alırlar. Papaz Cosy de onlara katılırlar toplam 13 kişiyle yola çıkarlar. Ailenin büyük babası bu yolculuğu hiç istemez aile onuda ikna ederler ancak yaşlı adam daha yolculuğun başında kalp krizinden ölür. Yolculuk kötü başlamış ve bu ailenin başın daha dolu kötülükler gelmiştir. Okurken bir çok yerde hüzünleneceğiniz hikayede bu aile gittikleri her yerde bir türlü iş bulamazlar her yerde fakirlik vardır. Gittikleri yerlerdeki halk da onlar gibi göçmenleri istemez fazlalık gözü ile bakarlardı. Ailenin amacı her ne kadar kalabalık olduklarından el birliği ile çalışıp para kazanıp yerleşik hayata geçmek olsa bile sürekli azalırlar ve bir türlü hakkıyla para kazanabilecekleri bir iş bulamazlar. Başlarına gelen bir çok olaydan dolayı Cosy ile yolları ayrılan Joad onu hak arayanları lideri olduğunu görür ve yanına gittiğinde öldürüldüğüne şahit olur ve o günden sonra kendisi bu grubunu lideri olmaya karar verir.


Gazap Üzümleri Özeti

Dan Brown Başlangıç Kitabının Kısa Özeti ve Bilgiler

Başlangıç insanlığın nasıl var olduğunu, nereden geldiğini ve insanlığın sonunun nereye gittiğini anlatmaya çalışmaktadır. Dinlerin neden oluştuğunu, nasıl ortaya çıktığını, artan teknoloji ile dinlerin yok olacağını vurgusu yapılmaktadır.

Dan Brown Başlangıç Hikayesi Özeti

Edmond Kirshc bilgisayar dahisidir. Büyük bir keşif yaptığını bu keşfin tüm inanışları derinden sarsacağını hatta dinleri bitireceğini iddia etmektedir. Keşfini dünyaya duyurmadan önce, üç büyük dinin temsilcileri ile gizli bir toplantı yapar ve keşfe verecekleri tepkileri görmek ister. Dinsiz olduğu için toplantı yapmak istmeyeceklerini düşünse de din adamları onunla görüşmeyi kabul etmişlerdir. Kirshc bu toplantıda onlara bir video izletmiş gördükleri karışında din adamları etkilenmiştir. Kirshc bu videoyu iki hafta sonra tüm dünyaya canlı yayında duyuracağını söyleyerek yanlarından ayrılmıştır.

Kirshc söylediğinden daha kısa bir süre sonra harika bir müzede yapacağı toplantıda tüm dünyaya keşfini tanıtacaktır. Davetliler arasında eski hocası Robert Longdon da bulunmaktadır. Davetliler özenle seçilmiştir, herkesin geçmişi incelenmiştir. Kirshc keşfini hem orada bulunan davetlilere hemde canlı yayında tüm dünyaya duyuracaktır. Gösterim başlamadan önce Kirshc eski hocası Longdon ile görüşmüş keşfi yüzünden başına bir şeyler gelebileceğinden bahsetmiştir. Keşfi duyurmadan önce tepkileri görmek istediği din adamlarından iki tanesi ölü olarak bulunmuştu.

Sunum başlamadan önce tüm davetlilere müzede gezinti yapmaları sağlanır, herkese verilen kemik iletimi kulaklıklar sayesinde yapay zekalı asistan tarafından müzede bulunan eserler tanıtılmaktadır. Wiston isimli bu yapay zekalı asistan çağının çok ötesindedir. Kitabı okurken Wiston a hayran kalacaksınız. Müzedeki eserlere arasında bulunan bir tablo hakkında düşüncelerim buradaki yazıda bulunmaktadır. Gezintiler biter sunum başlar Kirshc müze müdürü bayan Ambranın yanında sahneye çıkmıştır. Ambra İspanyanın gelecekti Kralı ile nişanlıdır. Tam sunum başlayacaktır ki, Kirshc Avila isimli bir katil tarafından başından vurularak öldürülür.

Burdan sonra hocası Robert Longdon ve müze müdürü Ambra birlikte keşfin ne olduğunu bulmak için bir birlikte hareket edereler keşfin duyulmasını istemeyen kişinin artık hedefinde bu ikili vardır. İkili Yapay Zeka Wistonun yardımı ile bir çok zorlukları aşacaktır. Ayrıca ölen iki din adamının yanı sıra geriye İspanya Kralının yakın dostu Hristiyan din adamı Valdespino da hayattadır ve keşfin ne olduğunu bilmektedir. Kitap sizi çok şaşırtacak ve çok fazla derecede İspanyadaki binalar ve müzelerde bulanan esreler hakkında bilgi aktaracaktır.

Başlangıç Romanının Sonu Edmond Kirshcin Yapmış Olduğu Keşif
Keşif iki ye ayrılıyor. Nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz sorularına cevap aramaktadır. Nereden geliyoruz sorusunun cevabı olarak Yıllar önce yapılmış ancak sonuç alınamamış olan Miller-Urey deneyini kendi geliştirdiği E-dalga isimli bir üst düzey bilgisayar ile  deneyin similasyonunu yapmış binlerce yıl sonra deneyin nasıl sonuçlanacağının görmüştür. Miller-Urey deneyinin eksik yönü olduğunu düşündüğü Entropi yasası ile birleştirerek cansız maddelerden bir RNA dahada ileri gidince DNA oluşumlarını gözlemlediğini iddia etmiştir. Kısaca insanlık tesadüfen oluşmuş demeye çalışmaktadır.
Keşfin ikinci bölümü ise nereye gittiğimiz, insanlığın sonunun ne olacağıdır. Burada ise similasyonda küçük değişiklikler yaparak dahada ileri bir zamana gitmiş, 2050 yılında insan dediğimiz homo-sapiens ırkın son bulacağını daha farklı bir ırk olana yapay zekalı robotlara dönüşeceğimizi söylemektedir.
Dan Brown Başlangıç Romanı

Kitapta yazılandan çok fazlası anlatılmaktadır. Ben kısa bir şekilde anlatmaya çalıştım. Bence kitapta çok fazla dinsizlik vurgusu yapılmaktadır, dinlerin insanları düzen içinde yaşaması için insanlar tarafından uydurma olduğunu söylenmektedir. Siz de kitap hakkında görüşlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz.

Ömer Seyfettin Kitabından Türbe Hikayesinin Kısa Özeti

Ömer Seyfettin bir çok hikayesi bulunmaktadır. Okurken bazılarını gerçekten neden yazıldığını anlamakta güçlük çekiyorum. Türbe hikayesi de bunlardan birisi.

Ömer Seyfettin Türbe Hikayesi Özeti

Şefika Molla eşini kaybetmiş yardımcısı Rüküş ile birlikte Selanik te yaşayan bir kadındı. Kocası zengin olmadığı için ona pek bir bir şey bırakmamıştı. Tüm gün evinde oturur dışarı çıkmazdı.  Hayırlı kısmet arayanlar, işi olsun isteyenler, hastalıktan kurtulmak isteyenler ve bunun gibi bir çok sebepten dolayı herkes ona kendisini okutmaya gelirdi. Ünü o kadar çok yayılmıştı ki geleni gideni az olmazdı. Onu az çok tanıyanlar gelenlerden dolayı ne kadar çok zengin olduğundan bahsederdi. Altın küplerini evinin bahçesine gömer diye konuşurlar. Hiç bir hırsız onun evine girmeye cesaret edemezdi ondan çok korkarlardı. Hastalarının evine gitmez, evinde okumanın tılsımı olduğuna inanırdı.

Bir gün Şefika Molla evinin bahçesindeki dut ağacının altında oturmuş kendisini seviyordu. Uzun zaman sonra ilk defa dışarı çıkacaktı. Çocukluk arkadaşı Ümmügülsüm ölüm döşeğindeydi. Ölmeden önce onu bir kez görmek için ziyarete gidecekti.  Yardımcısı Rüküş ile birlikte evden çıktılar. Az çok hatırlasa da çok uzun zaman geçmiş sokaklar hep ev dolmuştu. Çocukluğunda da bir kez babası onu deniz kenarına götürmüştü. Selanik te Müslümanlar ve Gayrimüslimler bir arada yaşıyordu. Sahil taraflarında yaşayan insanlarda gitti gitgide yabancılar gibi giyinir, yaşar olmuşlardı. Şefika yolda yürürken etrafa bakmamaya çalışıyordu. Günaha girmemek istiyordu. Biraz gittikten sonra gerek arabaların sesinden gerek insanlardan artık dayanamayıp gidemeyeceğini düşündü ve geri dönmek istediğini yardımcısına söyledi. Tam geri döneceklerken yanlarında yeşil bir türbe gördüler. Şefika şurada yatan zata bir dua edip de gidelim dedi. Türbenin önün çok kalabalıktı uzaktan biraz izlemeye başladı bir de ne görsün iki tane Gayrimüslim türbeden içeri girmişti bu kabul edilemez bir şeydi çok sinirlendi sesini yükseltmeye başladı, orada bulunan bir zabtın yanına gitti ver gördüklerini söyledi adam ona hanımefendi türbe hangi türbe diye sordu, Şefika yeşil türbeyi gösterdi. Zabıt ona orasının türbe değil tuvalet olduğunu söyledi.

Ömer Seyfettin Türbe Özeti

Vis a Vis Dizisi Konusu Hakkında Kısa Bilgiler ve Düşüncelerim

Sinema ve dizi sektöründe hikayeyi anlatmada renkler çok yoğun olarak kullanılır. Vis a vis in rengi ne diye soracak olursanız herkes çok rahat sarı diyecektir. Yönetmen hemen hemen her karede sarı rengi vurgulamaktadır. Sarı renk her ne kadar olumlu duyguları ifade etse de,  Bizim dizimizde sarı korkuyu, ihaneti ve özgürlüğü anlatıyor.

Vis a vis i izlemeye başlamam muhtemel herkes gibi  la casa de papel deki nairobi (Alba Flores) görerek oldu. Başrol olduğunu sanmıştım ama o dizideki mahkum bir çingene rolündeydi. Oyunculuğuna yine diyecek yok gerçekten çok başarılı.

vis a vis dizi kapak resmi 1


Dizi Macarena Ferreiro (Maggie Civantos) aşık olduğunu sandığı evli ve çocuklu patronun tuzağına düşerek. Çalıştığı şirketin paralarını kendi üzerine geçirip patronuna vermesiyle başlıyor. Sarışın başrol karakterimiz çıkarıldığı mahkemece suçlu bulunur ve mahkum edilir. Hapishanede birçok sebepten başı belaya girer, bu durumlardan kurtulma çalışması, hapishanede bulunan mahkumlarla olan mücadelesi ve başına aldığı belalar yüzünden ailesinden bir çok kişinin ölmesi, korkak kız olan maca yı artık güçlü bir kadın olma yoluna sokar.

Dizide kötü karaktere sahip olan Zulema Zahir (Najwa Nimri) gerçekten de çok kötü bir insandır, özgürlüğünü elde etmek için yapmayacağı hiç bir şey yoktur. Ancak nedendir ki bilinmez Zülema ve yakınları Müslümandır. Dizi de  kötülük yapanlar Müslümanlar gibi gösterilmeye mi çalışmış bilemedim. Emininki ilk bölümleri izleyen bir çok Zulema dan nefret etmektedir. Konunun ne zaman Nairobi ye döneceğini beklesem de o Zulema nın en yakın arkadaşı rolündedir.

Hapishanede kadınların kadın kadına kaldığından mı yoksa Netflix in izleyicilerinin empoze etmeye çalışmasından bilmem ama çok fazla lezbiyenlik söylemleri bulunmaktadır. Mahkumların duş aldığı her sahnede gözünüze çıplaklık görüntüsü sokuluyor. Gerçi Netflix de bunu açık açık söylüyor kardeşim bu dizi +18 diye.  Hapishaneden kaçmak bu kadar kolay mıymış diyeceğiniz, kadınların kadınlıklarını kullanarak neler yapabileceğini göreceğiniz, 4 Sezonluk bir dizi. İzlerken çok fazla eleştirsem kendisini izletmeyi başaran bir dizidir.
Tabi birde sapıklığın ne kadar üst seviyeye çıkabileceğini görebileceğimiz ilk sezonlarda hapishane doktoru daha sonra hapishane müdürü olan Sandoval var bu karaktere başlı başınca film yapılsa yeridir..

Dan BROWN Başlangıç Romanında Bulunan Logonun Anlatmaya Çalıştıkları

Kitapta bilgisayar dahisi olan  Edmond Kirsch  tüm dünyayı değiştirecek bir buluş yaptığını ve bu buluşun dünyada bulunan tüm dinleri yok edeceğine inanmaktadır. Buluşunu bir müzede düzenleyeceği gösteri de herkese ilan edecektir. Gösterime davetli olan Profesör Langdon gösterimin yapılacağı müzede gezerken üzerinde logo bulunan bir tablonun karşısında durur. Onun bir fosil olduğunu düşünür ancak bunun Edmond Kirsch in bir eseri olduğunu öğrenir.

Tablo aşağıdaki resme benzemektedir.

Duvarda asılı olan tablo


Eserin üzerinde bulunan işaretlerden iki uzun çizgi ve yarım üçgen ağzı açık bir balığı temsil etmektedir. Buna piktogram denir. Üçgen şeklindeki çubuklar balığın pullarını, sağ tarafa bakan şekil ağzını göstermektedir. Balığın arkasındaki noktaların sudan çıkıp karadaki ayak izlerini ve azığının önündeki işaretse eski bir tanrı sembolüdür. Kısaca sudan çıkıp evrimleşen bir balığın tanrıyı yemesini anlatmaktadır.

Kitapta Edmond Kirsh isimli kişinin asıl anlatmaya çalıştığı ise, insanların önceden nasıl olduğunu açıklayamadıkları  yağmur, yıldırım gibi şeyleri yaratıcı tarafından olduğuna inandıklarını, ancak gelişen teknoloji sayesinde nasıl olduğunu öğrenmemiz sayesinde tanrı olan inancına gerek kalmadığını söylemektedir. Kısaca dinsizliği anlatmaya çalışmaktadır. Bilimin her şeyinin üzerine çıkacağı ve tarihin en önemli sorusu olan nereden geldik nereye gidiyoruz sorusuna cevap vereceğine inanmaktadır.

Elhamdülillah Müslüman birisi olarak ben artan teknoloji ve bilim sayesinde, sonsuz yaratma gücü olan Allah' ın sıfatlarını görmeye başladığımızı. Bir şeyin nasıl oluştuğunu, nasıl çalıştığını anlamak onunu, evrilerek oluştuğu ve onu yaratan birisinin olmadığını göstermez. Sadece biz onun nasıl çalıştığını anlıyoruz ve bu kadar kusursuz çalışan bir sistemin elbette bir yaratıcısı vardır.

Dan Brown Orgin

Sizin bu konu hakkındaki yorumlarınız nedir?