Zülfü Livaneli Serenad Kitabın Uzun Özeti ve Detaylı İncelemesi

Zülfü Livaneli'nin kaleme aldığı aşk ve tarihi konularını işleyen sade dili ve etkileyiciliği ile 2011 yılında yayınlanan muhteşem bir eser.

Zülfü Livaneli Serenad Kitabının Özeti ve İncelemesi

Serenad Kitabı açtığımızda zamanı 2001 yılının Şubat ayının çok soğuk geçtiği zamanlarda buluyoruz. Ana karakterimiz Maya Duran İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevinde çalışmaktadır. Rektörle arası iyi olan, bazı çalışanlar onu kıskansa da işini seven biridir. Eşinden boşanmış, kendisiyle birlikte kalan bir erkek çocuğu vardır. Dediğimiz  gibi rektörle arası iyi olmasından dolayı, rektör Maya'dan, İstanbul'a gelecek olan çok önemli bir Alman Profesörü olan Maximilian Wagner'i karşılayıp onu İstanbul'da güzelce ağırlamasını ister. İşte her şey de Maya'nın profesörü karşılamasıyla birlikte başlar. Tarihe gömülmüş acıklı bir aşk hikayesinin tekrar gün yüzüne çıkması.

    
Profesör yaşının büyük olmasına rağmen genç gösteren , karizmatik ve yakışıklı biridir. Profesör gelmesiyle Maya onu kalacağı otele rektör'ün kendisine tahsis ettiği araba ve şoför ile birlikte yerleştirir. Profesör, İstanbul'da görmek istediği bir yer olduğunu bu yüzden Maya'dan yarın sabah erkenden gelmesini ister. Maya da kendi evine gider. Oğlunu bilgisayar başında bulur zaten ne zaman işten eve gelse oğlu bilgisayar başındadır o kadar odaklanır ki annesinin geldiğini fark etmiyor gibi o bilgisayara tıkılıp kalmıştır. Maya oğlunun bu durumunu sevmemektedir , oğlu ile düzgünce bir kelime bile konuşamaz ve araları da pek iyi değildir. Onun hemen yemeğini hazırlar ve duşunu alıp yatar. Bu işlemler klasik bir şekilde rutine dönüp durmadan tekrar etmektedir.  
    
Sabah uyanır ve şoför ile birlikte profesörü karşılamaya giderler büyük ihtimal Sultan Ahmet ve bu civar yerleri gezeceğini zannetseler de profesörün Şile demesi ile birlikte ikisi de şaşıp kalır. Şile için uzunca bir yol gitmeleri gerekmektedir ve bu ayda Şile epey derecede soğuktur. Söylenseler de hafiften bu derece önemli bir misafir olması nedeniyle onu Şile'ye getirirler. Profesörün talimatlarıyla bir sahile gelirler ve profesör kemanını alıp arabadan iner , onlara da arabada kendisini beklemesini ister. Hava oldukça soğuktur , zaman geçer ve profesör gelmez. Maya ilerleyip baktığı zaman profesörü denize doğru keman çaldığını görür. Oldukça güzel çalan bu müzik bir serenadın ezgilerini barındırır ama sanki profesör müziğin bir yerini unutuyormuş gibi tekrar çalmaktadır. Maya artık dayanamaz profesörün yanına gider ve profesör tir tir titremekte , eli yüzü mosmordur neredeyse soğuktan donmak üzeredir. Hemen şoförü Süleyman'ı çağırıp onu arabaya taşırlar lakin araba çalışmaz. Yukarıda bir otel vardır oraya giderler lakin orada sadece bir çocuk durmakta ve otelin kapalı olduğunu söyler. Genede bir odaya yerleşirler lakin otel kapalı olduğu için burada da ısınamazlar. Süleyman yardım çağırmaya gider , Maya'da profesörün ısınması için onu battaniye filan ne bulursa ona sarar. Buda işe yaramaz. Maya profesörün soğuktan öleceğini düşünerek , profesörün yanına yatağa girerek onu vücut ısısıyla ısıtmaya çalışır. Profesör bir yandan da durmadan Suma Sutum Stuma... gibi ne dediği belli olmayan bir şeyler demektedir. Bu arada şoför Süleyman gelir ve bu durumu yanlış anlayıp birkaç laf edip gider. Maya , hem profesörü bu soğuktan götüremedi ve şimdide Süleyman'ın bu iftirayı herkesi anlatmasında korkmaya başlar. Hemen abisini arayıp yardım isteyerek profesörü hastaneye kaldırır. Bu seferde peşine ajanlar düşmüş evine dahi gelmişlerdi oğlu Kerem yalnızken. Kimdi bu profesör bir ajan mıydı yoksa diye düşünmeye başladı hem bu profesörün dediği kelime Sutum da neydi?
     
Profesörün ajan filan olabileceğini oğlu Kerem'e anlatır ve oğlundan profesör hakkında bilgi toplamasını ister. Bu karmaşık olayın şuana kadar ki tek faydası bu olay Kerem'e ilginç gelmesiyle oğluyla ilişkisini geliştirme fırsatı buldu.
Profesörün durumu hakkında bilgi alan Maya kanser olduğunu ve 6 aylık ömrü olduğunu öğrenir. Profesör hastaneden çıkınca bu olayın aslını öğrenmek için profesöre gider ve profesör o acıklı aşk hikayesini anlatır.    

                                          Struma'nın hikayesi Nadia'nın hikayesi

Profesör gençtir ve üniversitede çalışmaktadır. Üniversitede bir yahudi kadına tutulur adı Nadia'dır. Tabi bu dönemde hitler sebebiyle yahudilere karşı kötü bir tutum sergilenmektedir. Profesör Nadia'ya evlenme teklifi etmek için bir serenad besteler ve adına "Serenade Für Naida" adını verir. Lakin ilk başta Nadia kabul edemez. 

Hitler artık yahudilere sert tutumlarını artırır ve onları yakalayıp toplama kamplarına yollar. Bu yüzden profesör karısı Nadia'yı alıp trenle kaçmaya çalışır lakin Alman kontrolü sırasında Nadia yakalanır. Profesör'de tek başına İstanbul'a gelir. Karısını bulup buraya getirmek için her yolu dener. En sonunda başarır karısı Struma adında bir gemiye binip İstanbul'a yanına gelecektir. Gemi yola çıkar lakin Şile'ye yakın bir limanda durdurulur ve kimsenin gemiden ayrılmasına izin verilmez. Profesör çok heyecanlıdır Nadia sesini duyurabileceği kadar yakında ama ona kavuşamamaktadır. Türkiye bu gemiyi kabul etmez. İngilizler de geminin Filistin'e gelmesini kabul etmez. Bu siyasi belirsizlikten dolayı gemi orada durmakta ve kimsenin girip çıkmasına izin verilmemektedir. Hava karanlıkken geminin hareket ettiğini fark eden profesör taksiyle gemiyi izler. Daha sonra birden bir patlama duyulur ve gemi ateşler içinde patlayarak batmaktadır. Profesör gemiye doğru yüzüp Nadia'yı bulup kurtarmak istese de Naida'yı Struma gemisiyle birlikte kaybetti. Rusya ,bir denizaltından atılan bir füze ile gemiyi batırmıştır.

Profesör Amerika'ya gider ve tedavisine orada devam eder. Oradan da Maya'ya hediye olarak çevirmesi için bir kitap ve Kerem'e de kendi kemanını yollar. Tabi bu arada Süleyman dedikoduyu gazeteye çıkarır ve Maya üniversiteden kovulur. Maya'da kitabı çevirmeye başlar ve kendi ailesi hakkında bazı tarihi gerçekleri de öğrenir.( bknz. Mavi Alay). Bu arada profesör ile ilgili bilgilerin Avrupa'da bir kütüphanede olduğunu öğrenir ve serenad parçasının bütün halini bulur. Amerika'dan haber gelir profesör durumunun ağır olduğunu ve Maya'yı da son kez görmek istediğini belirtir. Maya yanına gider ve profesör son kez ondan bir istekte bulunur. Maya'da bu isteğini yerine getirerek profesörün küllerini Şile'de profesörün kemanını çaldığı denize döker.

Yahudilere karşı bu tutum sonucu çoğu profesör İstanbul'a gelmek ister. Hatta Einstein'in kaleminden bir mektup yazılıp( kitapta da mektuba yer verilmekte)  izin istenmektedir. İlk başta reddedilen bu durum Atatürk'ün devreye girmesiyle çoğu profesör Türkiye'ye gelip üniversite reformunda baş rol oynadılar.

serenad

Yorum Gönder